Baba Tahir’in Not Defterinden (Kısaltılmış olarak):

1979’larda bir sabah namazına İskenderpaşa Camisi’ne gitmiştim. Namaz kılınıp sabah dersi yapıldıktan sonra Hoca Efendi Hz. sesli olarak Tevhid’e başladı. “Lâ ilahe illallah… Lâ ilahe illallah…” Tam bu esnada elektrikler kesildi, ortalık sabahın alaca karanlığı… Ama o ne, nasıl olur? Evet olmuştu. İşte Hoca Efendi zikre devam ederken mübarek vücudundan süzülen nur huzmeleri ortalığı aydınlatıyordu. Kendisi sanki nurdan bir heykel olmuştu. Gözümü ovalayıp tekrar tekrar baktım, hayır yanlış görmüyordum, gördüğüm doğruydu. Hoca Efendi’nin vücudundan çıkan ışıklar camiyi tamamen aydınlatıyordu. Daha sonra, gördüğüm bu hali kendilerine arz ettiğimde tebessüm buyurup bir yorum yapmadılar. O günlerde bir sohbet esnasında, bir kardeşimiz doğudaki bir zatın günde 110 bin lâfzai celâl zikri olduğunu duyduğunu söylediğinde, Hoca Efendi Hz., ”Zikirleri azmış, ismine “Sultanî” denilen bir zikir vardır ki, bu zikrin bir tanesi iki milyona eşdeğerdir” buyurdular. Bunun üzerine ben de acaba o sabah yaptıkları zikir bu neviden mi diye düşündüm.